
27 Mart 2013 Çarşamba
Deli Kurt
Hüseyin Nihal Atsız'ın Deli Kurt romanını mutlaka herkesin okumasını tavsiye ederim. Kitabı okuyalı bir kaç ay oldu hakkında detaylı bilgi veremiyorum.

18 Mart 2013 Pazartesi
Mevsimine Uygun Bir Çekiliş
Fulyanna'dan Bruno Mazzini marka güneş gözlüğü hediye!

http://fulyabozkurt.blogspot.com/2013/03/fulyannadan-bruno-mazzini-gunes-gozlugu.html
Tam mevsime uygun bir hediye...
Şansını denemek isteyenler yukarıdaki linkten Fulyanna'nın çekilişini kaçırmasın...
Herkese bol şans...

6 Mart 2013 Çarşamba
KORKU FİLMİ GİBİ
OLAĞANÜSTÜ (YAŞANMIŞ) BİR OLAY !...
http://nalanevi.blogspot.com'dan alıntıdır.
Bu olay Kayseri'nin Bünyan
ilçesinde yaşanmış. Olay Alfred Hitchcock'un meşhur korku filmlerini bile çok
gerilerde bırakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiğiniz otomobilde
direksiyonda kimse yoksa ne yapardınız? Kendisi Bünyanlı olmayan, politikayla
uğraşmış ve halen Kayseri'de yaşayan işadamı, 22 Şubat 2001 tarihinde Bünyan
sınırında, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer.
Lokantaya oturur ve orada kalabalık bir toplulukla birlikte bir ufak rakı içer.
Yürüyüş mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çıkar. Ancak dışarısı
hem zifiri karanlık hem de korkunç bir kar-tipi fırtınası başlamıştır.
Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki,
Bünyan'a dönüş yolu kenarına varır. Oradan geçen bir arabaya binip, Bünyan'a
ulaşma derdindedir. Fırtına daha da şiddetlenir. Adam bir-kaç adim ötesini bile
görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanlıklar
içerisinde, hayalet gibi yavaş yavaş yaklaşan bir arabanın iki farını fark
eder.
Arabanın, tam önünde
yavaşlamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve arabaya biner. Kapıyı
kapatır, araba yeniden hareket eder. İçeridekilere merhaba demek ister. Ama o
da ne? Araba da kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yoktur.
Birden paniğe kapılır. Korkuyla,
hemen arabadan atlayıp, oradan koşarak uzaklaşmak ister ama hem araba
hızlanmış, hem de korku ile dizleri bağlanmış, hareket edemez hale gelmiştir.
Araba keskin bir viraja doğru
yaklaşır. Adam dua etmeye baslar. Tüm günahları için tövbe eder. Arabayı
durdurması için Allaha yalvarır. Tam bu esnada, pencereden bir el uzanır ve
direksiyonu kıvırarak, sert virajdan arabanın doğru yola dönmesini sağlar. Her
tehlikeli dönemece yaklaştıkça, Allah'a yalvarış ve yakarışı artar ve her
seferinde de bir el dışarıdan uzanıp, direksiyonu çevirir. Sonunda kendisini
biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır.
"Ya Allah koru beni..."
deyip, kapıyı açmasıyla birlikte, kendisini arabadan dışarı fırlatır. Birkaç
takla attıktan sonra, şarampolde kendisine gelir. Defalarca üç Kul huvallah -
bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulaşır ve bir kahvehaneye girer. Üstü
başı ıslak ve şok haldedir. Kendisini tanıyanlar hemence sobanın başına
alırlar. Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra kendisine gelip, sesi
titreyerek, başına gelen doğa üstü ve korkunç olayı anlatır. Olayı dinleyenler
inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk
taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik
oluşur.
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı
kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kişi girer. Bir masaya oturur ve iki
bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi, diğerine şunları söyler :
- Ahmet baksana, su sobanın
başında oturan geri zekalı, bizim araba yolda kalınca, biz arabayı iterken,
arabaya binip-inen kişi değil mi?
http://nalanevi.blogspot.com'dan alıntıdır.
